Medya toplumu dedigimiz kesim, kendi iradesini kendi elleriyle baskalarına veren kesimdir. Günümüz kosullarında medyanın insan üstündeki etkisi tartısılmayacak derecede kapsamlıdır. Sistem bu gücünu özellikle televizyon kanalları uzerinden göstermektedir. Bugün baglı oldugumuz toplumun sistemi, kendi özel televizyon kanallarında sovenizm agırlıklı olmak üzere sanatan - emekten kopuk, eklektik bilgilere dayalı, ortalama her kanal basına iki tane dizi film ekrana koyarak reyting ugruna toplumun icini bosaltmaktadır. Sistemin yarattıgı bireyler bilgi sahibi olmadan direk fikir sahibi oluyorlar. Özentiye dayalı, genel kültürden yoksun taklitçi bireyler yaraıiyor. Bunuda, “sen özgürsün, özgür oldugun için böyle düsüneceksin” adı altında bireye empoze ediyorlar. Tabi burda ki özgürlük anlayısı bilgi ve bilince dayalı degil tam tersi bir duruma tekabul etmektedir.
Birey özgürlük perdesi adı altında sunulanı maalesef oldugu gibi irdelemeden kabul etmektedir. Kendi hedefi olmadıgından dolayı baskalarının hedefi haline gelmektedir. Ona artık hedeften, basarmaktan bahsedersen, hedefsizligiyle, iradesinin üzerine yatmakta ve oldugu yerde kaldıgından, büyük isleri basaranların kendisi gibi insan olduguna onu inandıramazsın. Yada hevesi hedef ile karıstırdıgından etrafı yakıp yikmakta, basarının baskalarını ezerek kazanılan bir sey oldugunu zannetmekte, gerçek basarıya ulasamadıgı zamanda talihini suçlamaktadır.
Haliyle bu yazıyı okuyan arkadaslarda soyle bir düsünce olusmustur. "Ya arkadas bu medyanın elinde ki aracların insanlıga hiçmi faydası yok ?" Aslında tam tersi bir durum soz konusudur. Iste burada Albert Einstein'in güzel bir sözu var; "Ben atomu insanlığa hizmet etmek için buldum. Onlar bomba yapıp birbirlerini yok ettiler." Medya kuruluslarının elindeki araclarda insanlıga hizmet için bulundu. örneklendirirsek her eve bir okul göturemezsiniz. Ama televziyon, öylemi? Bırakın herkesin evinin salonuna, ta yatak odalarına kadar girdi. Etrafınıza bir bakın, televziyon izleyerek bir konu hakkında bilgi sahibi olmadan direk fikir sahibi olan ne kadar insan var? Yine bu örnegi internet içinde verebiliriz.
Günümüzde hemen hemen her kesin evinde bilgisayar var. Bu alet 20 ve 21.yüz yılın en önemli buluslarından biridir. Internet, gudusel ihtiyaçlarınız dısındaki bütün temel ihtiyaçlarınıza cevap olacak sekilde programlanmıstır. Sistem, bu aletide bomba yapıp elimize tutusturdu. Yararlarından çok bireye faydası olmayan sitelerde zaman öldürenlerimizin haddı hesabı yok. Bu kadar olumsuzluklar karsısında olumlu hareket eden duyarlı arkadaslarda var tabiki. Buna örnek, bugün köyümüze bir site kazandıran Ferhat Utkun arkadasımız. Kendi bireysel çabalarıyla tam bes yıldır sitenin içerigini doldurmaya çalısıyor.
Ferhat arkadasın çagrısına kulak veriyorum, bütün köylülerime ve bu siteyi sahiplenmek isteyen köylüm olmayan arkadaslara sesleniyorum. Gelin bu siteyi kendi yeteneklerimizle kendimize ve topluma karsı yararlı bir konumuna getirelim. Yaptıgımızdan dolayı hem toplum tarafından sevilip sayılalım hem de insanlıga hizmet etmenin zevkini kalbinizin derinliginde hissedelim. Birey'in sistemin degil, toplumumuzun tekeline koyalım. Ama sunu bilmemiz gerekir ki, gündüz yakılan mum fayda vermezken, karanlıkta yakılan mum etrafı aydınlatmaktadır. O yüzden sizde içinizdeki enerjiyle çevreyi aydınlatmak için tam su anı firsat bilin...
Anthony Robbins söyle der, “Kisiler tembel degildir. Sadece, kendilerine esin kaynagı olusturacak kadar, güçlü amaçları yoktur”. Simdi biraz sesli düsünelim! Hayatınızda hiçbir seyi siddetle istedigimiz oldu mu? Muhtemelen olmustur. O anımızı hatırlayalım, gezerken, yatarken, otururken her zaman beynimiz o amacın üzerine çalısmıstır. Çünkü beyine ne yapmak istediklerimizi söylersek, o bizim için her zaman çözüm arayısı içindedir. Hani derler ya, “Nereye gidecegini bilmeyen gemiye hiçbir rüzgar fayda vermez”.
O yüzden amacımız ne olursa olsun, ama amacımiz muhakkak olsun, yoksa birilerinin amacının aleti haline geldigimizde farkına dahi varamayız.
Abdullah Sönmez, 20 Subat 2010




























